Artık İyice Pozcu Galerisine Dönüşmüş O “Çöp Festival”den Geriye Sadece Onun İsmi Kalacak

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Los Angeles’teki gösterinin eskisi gibi göz kamaştıran bir yanı da kalmadı. Sanki dünyada kan gövdeyi götürmüyor, ve zırdeli otokratlar ortalıkta yok gibi takılanlar gırla, fakat...

""

Oscar’ın dünya sineme festivalleri arasında epeydir “junk” kategorisinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu festivalin şaşaalı dönemi, dikkat çekiciliği ve saygınlığı büyük ölçüde Hollywood’un altın çağı ile örtüşüyordu. Bu altın çağ da o dünyanın yıldızları ve onların ürettiği mitoslarla özdeşleşmişti.

Artık böyle bir dünya yok. Var diyen kendisini kandırır. İnternet’in hükümdarlığı ile yükselen Netflix ve rakibi streaming platformlarının getirdiği “dizi-mania” sinema alemini kökten değişime zorladı. Salonlar eskisi gibi dolmuyor, kapanıyorlar. Malum film formatları baskı altında. Alan daralıyor. Bundan en büyük negatif payı da Oscar alıyor.

Tüm dünya Oscar töreni denince alıklaşarak onu yüceltenlerle dolu. Ama unutmayın, Oscar, diğer tüm büyük festivallere kıyasla bir Amerikan filmleri şenliği. Yani sınırlı. Hangi festivalde “en iyi yabancı film” kategorisi var? “Yabancı” :) Cannes, Venedik, Berlin, Londra… tüm bu festivalleri düşünün, onların iyi-kötü dünya sinemacıları ve filmleri arasında yaratmaya çabaladığı eşitliği.

Dolayısıyla Oscar benim gözümde bir saman alevi. Sahte gülümsemeler, giysi şovu, ABD iç dünyasına kilitlenmiş espriler. Eski günleri, 1950’leri, 1960’ları aratan ucuz sunumlar. Dünya savaş alanına dönerken, bu kez de ağzını açan sayısı bir elin parmaklarını geçmedi.

En düz konuşan Javier Bardem. O da zaten Amerikalı değil!

Bu sefer de, benim için öncelikli ve daha önemli olan şuydu: Ödül törenine acaba kim katılmayacak? Ve aradığım isim, tam da beklediğim şekilde ortaya çıktı: Kuşağının en mucizevi oyuncusu olan, tüm zamanların en güçlüleri arasında yer alan, Sean Penn.

 

Paul Thomas Anderson’un filminde tabir caizse “başrolü çalan” da doğal olarak oydu. En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülü ona verilmeyecekti de kime verilecekti?

Öyle oldu ve daha da güzel bir şey oldu: İsmi anıldığında Penn ortalıkta belirmedi. Heykeli Kieran Culkin sahne arkasına götürdü.

Ustaları Marlon Brando ve Paul Newman gibi bu frapan kalabalığa karışmamayı, daha önemli işlerle meşgul olmayı tercih etmişti Penn.

Ukrayna’daydı. Ödül günü Kiev’de çekilmiş fotoğrafları sosyal medyaya yansıdı.

 

“Şahane bir hikaye bu. Sean Penn’in itibarını daha da parlatan bir olay. Hollywood’un geri kalanı Baby Yoda ve K-Pop Şeytan Avcıları’yla eğlenip güledursun, Penn’in böyle işlerle uğraşacak vakti yok. O, eğlenceden çok daha büyük bir meselede eli taşın altında olsun istiyor, önemli dünya olaylarının içinde kalıyor, “ diye yazdı The Guardian yorumcusu Stuart Heritage.

Geçmişte bu törene bilerek ve isteyerek katılmayanların listesi uzun değil, ama elbette nicelik değil nitelik önemli. Efsanevi oyuncu Katharine Hepburn 1934 ile 1982 arasında dört kez ödüle “layık” bulunmuş, hiçbirine katılmamıştı.

“Paşa gönlüm böyle istiyor” diyerek hadiseyi nasıl gördüğünü yeterince ima etmişti.

Patton’ın ünlü ve huysuz oyuncusu George C Scott da en iyi oyuncu ödülünü reddetmişti — üstelik Oscar törenini “orası bir et panayırıdır” diye aşağılayarak.

En çok toz duman kaldıran hikaye ise Marlon Brando’ya aitti. Büyük oyuncuya 1973’te The Godfather’daki Don Corleone rolü dolayısıyla ödül verilmişti. ABD’nin “yerlilere uygualdığı soykırımdan tiksindiğini” söyleyen Marlon, ödülü almak üzere Amerika yerlilerinin haklarını savunan önde gelen aktivistlerden Sacheen Littlefeather’ı gönderdi. Ve “ödülü reddetme” için onun vekaleten yaptığı konuşma Hollywood’un ürettiği “vahşi yerli” imajının, soykırımın kınandığı ikonik bir manifestoya dönüştü.

“Pazar gecesi katılmayarak, kararlı red’ciler ve uyumsuzların seçkin ligine katıldı Penn. Belki bu yeni bir hareketin başlangıcı olur da önümüzdeki yıl diğer yıldızlar da onun örneğini takip edip törene gelmez. Bakın, o töreni kısaltan her şey benden yeşil ışık alır,” diye dalgasını geçiyor Heritage.

Tamamen aynı fikirdeyim.

Peki, Culkin’in sahne arkasına götürdüğü Oscar heykeli ne olacak? Muhtemelen onu da önceki heykel gibi Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’ye emanet edecektir Penn.


* Bu makale ilk olarak Yavuz Baydar'ın Mola adlı Substack sayfasında 'Artık İyice Pozcu Galerisine Dönüşmüş O “Çöp Festival”den Geriye Sadece Onun İsmi Kalacak' başlığıyla yayımlanmıştır.