İklim krizinden herkes etkileniyor. Ama aynı ölçüde değil.
2021 yılında Almanya’da yaşanan büyük sel felaketinde bir rehabilitasyon merkezindeki tekerlekli sandalye kullanıcıları tahliye edilemedikleri için yaşamlarını yitirdi. 2023’te Kanada’yı saran orman yangınlarında elektrik kesintileri, solunum cihazına bağlı insanlar için ölümcül sonuçlar doğurdu. Bu afetlerin ortak bir özelliği vardı: Sakatların afetlerden nasıl etkilendiğine ilişkin veriler ya hiç tutulmadı ya da kamuoyuyla paylaşılmadı. Oysa Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her altı kişiden biri sakat. Yaklaşık 1,3 milyar kişi.
COP31’de gelenek olduğu üzere emisyonlar, fosilden çıkış planları, iklim finansmanı ve elektrifikasyon konuşulacak. Apaçık Radyo’da da hafta boyunca mevcut sistemin sürdürülemezliğinden fosil yakıtlardan çıkışın ekonomik ve toplumsal boyutlarına, iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerinden emisyon ticaret sistemine kadar pek çok başlığı ele aldık.
İşte, Sakat Muhabbet bu tartışmalara esaslı bir soru ekliyor: COP31’de 1,3 milyar sakat adına kim konuşacak?
Total kör Sıraç Erbek şöyle diyor: “Çok sıcak havalarda ciddi göz ağrıları yaşıyordum. Yıllar geçtikçe fark ettim; karbon emisyonu konuşuluyor, küresel ısınma konuşuluyor ama engellilik neredeyse hiç konuşulmuyor.”
Hiçbir iklim hikâyesi münferit değil.
İklim krizinin sakatlar açısından neden bir hak ve eşitlik meselesi olduğunu vurgulayan Erbek; afet eğitimlerinden erişilebilir erken uyarı sistemlerine, işaret diliyle afet bilgilendirmelerinden kapsayıcı şehir planlamasına kadar, iklim politikalarının nasıl herkes için tasarlanabileceğini tartışmaya açıyor.
İklim krizini sıcaklık rekorları ya da karbon emisyonları üzerinden okumak artık yeterli değil. Kriz; kentlerin nasıl tasarlandığından afetlere nasıl hazırlandığımıza, kimin tahliye edilebildiğinden kimin geride bırakıldığına kadar uzanıyor.
COP31’e ve Halkların İklim Zirvesi’ne giderken, Apaçık Radyo‘nun iklim yayınlarını takip etmeyi unutmayın; iklim krizinin görünmeyen bağlantılarını hep birlikte düşünelim.

