Sanat Uzun, İlham Sonsuz Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
5 Eylül 2016’da bellekten, hatırlama, unutma ve demanstan ve sanattaki görünümlerinden konuşuluyor. Dali’nin belleğin kalıcılığı ve görelilik kuramı ile kurduğu ilişki ile başlayıp onun belleğin görsel sunumu olarak yorumlanan “Belleğin Azmi” adlı tablosu, Marcel Proust’un hatırlama ve bellek açısından önemi üzerinden bellek, unutma ve yeniden inşa süreci tartışılıyor. Milan Kundera’nın Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, filmler, Müzehher ve Ekrem Güyer ile Asaf Halet Çelebi ile unutma üzerine sohbet sürüyor.

Bellek, unutma ve demans
Sonraki hafta 29 Ağustos 2016 da “Şişman güzeldir, çünkü şişman insanlar diğer insanların yüzünde hemen bir gülümseme yaratma kabiliyetine sahiptir, sempatiktirler…”diyen Columbia’lı sanatçı Botero ile başlıyoruz. Servet-i Fünun dönemi yazarlarından Nabizade Nazım’ın ilk defa 1894’de tefrika olarak yayımlanmış edebiyatımızın ilk psikolojik roman denemesi olan “Zehra”, unutulmuş ve gadre uğramış yazarımız Nahid Sırrı Örik’in “Kıskanmak” romanı, ünlü yönetmen Ingmar Bergman’ın otobiyografik filmi “Büyülü Fener”, Milos Forman’ın Mozart ve Salieri yorumu değerlendiriliyor.

Sanat ve kıskançlık-II
22 Ağustos 2016’da sanatta tema olarak kıskançlığı ve varsa patolojik olan boyutu programın konusu. Kıskançlığı çizimle anlatmak zor; Charles le Brun’ün portre illüstrasyonu ile ve Gustav Klimt’in Der Neid adlı tablosunda nasıl anlatıldığı konuşulup elbette büyük usta Shakespeare’e ve bir başka başyapıtı Othello’ya geliyor söz. “Kıskançlığın patolojik olanı ve olmayanı var mıdır?”sorusuna yanıt ararken Alfred Htichcock’un filmi Rebecca, “Rebecca sendromu” derken Munch’un kıskançlığı ile sürüyor konuşma ama daha haset, kıskançlık ve imrenmenin birbirinden farkları var; bir programda bitmeyecek…

Sanat ve kıskançlık-I
15 Ağustos 2016 tarihli programda yaşantıların sanatçıların eserlerine etkisi olup olmadığını, belirgin ve bilinen bir hastalığın ya da ruhsal durumun eserde nasıl ortaya çıkmış olabileceği irdeleniyor. “Ölümsüzlüğe, eserlerimle değil, ölmeyerek kavuşma dileğindeyim.” diyen Woody Allen’ın hastalık hastalığını filmlerinde nasıl izliyoruz? Freud’un şaka, güldürü ve mizah değerlendirmeleri, Abdulhak Şinasi Hisar’ın temizlik ve titizliği, eserlerinde bunun işlenişi ile Marcel Prosut’la benzeşen hastalanma korkuları başlıca konular. Elbette Molière’siz olmaz: “Hastalık Hastası” da konuşuluyor.

Hastalık hastası sanatçı ve yapıtları
8 Ağustos 2016’da bu kez edebiyat kuramı, karşılaştırmalı edebiyat, “tıbbi ve insani bilimler” çalışan akademisyen Burcu Alkan programa konuk oluyor. Shakespeare eserlerinin kendi yaşamında izdüşümü var mıydı? İkiz çocuklarından biri olan ve 11 yaşında vebadan ölen oğlu Hamnet’in eserlerinde temsilinin olup olmadığını Burcu Alkan yorumluyor. Edebiyatta “delilik” temasının ele alınışı konuşulurken, Alkan “Delilik güzel bir edebi araçtır” ama “edebiyattaki her delilik tezahürüne patolojik bir noktadan mı yaklaşmalıyız” diye soruyor.

Shakespeare ve yarattıkları
1 Ağustos 2016 tarihli programda sanatçıların hayatının, yaşantılanın yapıtlarıyla ilişkisi konuşularak başlıyor. İlk bölümde ABD’li şair Emily Dickenson’ın 20 yıl süren izolasyonu, yaşarken ve şiirlerinin sadece yedisi basılmışken, ölümünden sonra şiirlerinini yakılmasını vasiyet ettiği halde ülkesinin en ünlü şairlerinden biri olmasına bakılıyor... Acaba bipolar bozukluğu var mıydı? diye sorup oradan Alis Harikalar Diyarına gidiliyor. Harikalar diyarı neyin metaforu? Lewis Carrol psikoaktif madde mi kullanıyordu, migreni mi vardı yoksa bir tür sapkınlıktan mı mustaripti? sorularına yanıt arayarak sürüyor sohbet.

Sanatçının hayatı eserine nasıl yansır?
25 Temmuz 2016, yası konuşmaya devam ediyoruz. Kırkyedi yaşında ölen Frieda Kahlo’nun kısa yaşamına sığdırdığı tabloları, 35 ameliyatı, türlü türlü kayıpları ve travmalarına bakıyoruz ve bir başka büyük ressama Marc Chagall’a gidiyoruz. Yas sürecinin belki en zoru olan evlat acısını, bunu yaşayan Recaizade Mahmud Ekrem, Halid Ziya Uşaklıgil şair İsmail Sefa, Tevfik Fikret, Abdülhak Hamit, Peyami Sefa ve bu büyük edebiyatçıların birbirleriyle kesişen yaşamları vesilesiyle konuşuyoruz; bir de üç nesil şair Oğuzcan ailesi ve oğulların intihar girişimlerini…

Yas-II
İlk sezonun ortasına geldiğimiz 18 Temmuz 2016 da bir tema olarak “yas”ın sanattaki görünümlerine bakıyoruz. Van Gogh’la ilgili güncelleme, Charles Dickens’ın kedisi, Edgar Allen Poe ve Leonore ve Virginia’nın öyküleri bu bölümde sizlerle. Peki ya Annabel Lee? Jonathan Safran Foer’in kitabı “Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın” kitabından “Dünya hep aynı kalırken ölen insan sayısının artması ve günün birinde kimseyi gömecek yer kalmayacak olması tuhaf değil mi yani?” ya da “E ölenler için baş aşağı dikilmiş gökdelenler yapılsa nasıl olurdu?” gibi çarpıcı cümleler de var, Cemal Süreya’nın yası da…

Yas-I
11 Temmuz 2016 tarihli programda bu kez “yaratıcılığım oluşturulabilirliği” meselesi ele alınıyor. Tetiklenebilecek bir yaratıcılık için kişinin öncelikle alanında eserler veren bir sanatçı olması gerekiyor. Tetikleme ise ya hastalık nedeniyle tedavi gören kişinin ilaçlarını azaltarak veya keserek bunu yapmasını ya da psikoaktif bazı maddeler alarak beynini etkilemesini gerektiriyor. İki ressam Bryan Charnley ve Bryan Lewis Saunders’ın yapıtları, Aldoux Huxley, Fikret Mualla, Neyzen Tevfik, Samuel Taylor Coleridge konuşuyoruz Peki ya müzisyenler herhangi bir madde alıyorlar mı?

Yaratıcılığı tetiklemek mümkün mü?
Birkaç haftadır süren sanatsal yaratıcılık ve ruhsal rahatsızlık ilişkisi 4 Temmuz 2016 tarihli bu programda bu kez sanatçı hastalandığında neler olabildiğinden bahsediliyor. Konu edilen ressamlar çoğunlukta: Louis Wain ve kedi resimlerinin değişimi, Francisco Goya ve varsanılarının eserlerine yansımaları, “Anksiyete ve hastalık olmasa dümeni olmayan bir gemi gibi olurum” diyen Edvard Munch’un anksiyetesini nasıl resmettiği, Van Gogh’un yaşadıkları ve Picasso’nun yaşadığı yasın bir döneme adını vermesi başlıcaları.

Yaratıcı kişi hastalanırsa
